12 Kasım 2008 Çarşamba

Öğrenci Temsilcileri şimdi ne yapacak?


GENÇLİĞİN SESİ - www.EVRENSEL.net

Lütfi Usluer-L.usluer@hotmail.com

ÖM’ler ne yapacak?

Türkiye’nin birçok ili ve ilçesinde, öğrencilerin sorun ve talepleri için, ‘demokratik lise’ için öğrenci meclislerine aday olup çalışma yürüten olan birçok liseli, sınıf-şube temsilciliklerini, okul ve ilçe başkanlıklarını kazandı.
Geçen yıllara oranla, onlarca lisede, Öğrenci Meclisleri (ÖM) artık amacına uygun çalışabilecek-çalıştırılabilecek bir durumda. Artık üzerine düşünmemiz, tartışmamız gereken bu temsilcilerin şimdi ne yapması gerektiği sorusudur.
Öncelikle yapılması gereken ilk iş, sınıf temsilcileri, okul, ilçe ve il başkanlarının hangi haklara sahip olduklarını iyi bilmeleridir. Bunun için “Öğrenci Meclisi İçtüzüğü”nü edinmek, lisede meclis seçimleri ile ilgilenen -tabii ki gerçekten öğrenciden yanaysa- ya da bu konuyu iyi bilen öğretmenlerle bu tüzüğü birlikte okumak ve neler yapılabileceğine birlikte karar vermek gerekiyor.
* Öğrenci Meclisi’nin tüm temsilcilerin katılımıyla düzenli toplantılar yapması,
* Alınan her kararın temsilciler aracılığıyla okulun tamamına duyurulması,
* Öğrencilerin çoğunluğunun bu kararları benimsemesi ve kararın hayata geçmesi için çalışması.
Demokratik ve okulun bütününü kucaklayan bir Öğrenci Meclisi’nin çalışma mekanizması bu şekilde olmalıdır. Ki bu, idarenin öğrencilere tanıdığı, onların isteklerine bağlı bir durum değildir. Bu şekilde çalışan bir Öğrenci Meclisi, liselilerin en temel hakkıdır; hatta öğrenciler talep ettiği halde ÖM’yi bu şekilde çalıştırmayan idareler yönetmeliğe aykırı hareket etmiş olurlar.
Bir sınıf temsilcisi bütün sınıfın, bir okul başkanı tüm okulun ve bir ilçe -il başkanı bütün ilçe- ilin başkanı olduğunu bir an için bile unutmamalıdır. Sınıf temsilcileri, diğer sınıf temsilcileri ile irtibat halinde olmalı, okul başkanı bütün sınıf temsilcilerini tanımalı ve aynı zamanda diğer okulların başkanları ile tanışmalı, onlarla iletişime geçmelidir.
Okulların birbiriyle iletişim halinde olmasını sağlayacak, bir lisede alınan olumlu bir kararın diğer liselere de taşınmasını sağlayacak, eğer bir okulda Öğrenci Meclisi çalışması engelleniyorsa bunu ilçenin, ilin gündemine taşıyacak olan ise ilçe ve/veya il temsilcileridir.
Örneğin; ilçede -ilde gerçekleştirilen bir kitap fuarına liselerin otobüs kaldırması, ortak bir liseli şenliğinin düzenlenmesi, o bölgedeki liselilerin birbiriyle iletişim halinde olmalarını sağlayacak bir derginin çıkartılması, liselilerin tartışabileceği forumlar düzenlenmesi temsilciklerin etkinleri arasında yer almalıdır.
Bu çalışmaları yapabilmek için, aynı zamanda liselerdeki kulüplerin/kolların işlevli hale getirilmesi gerekiyor. Liselerde, basın -yayınla ilgili kulüpler var. Eğer o ilçedeki liselerin dergisini çıkarmak istiyorsak, farklı liselerdeki bu kulüplerin yan yana gelmesi, bu düşünceyi hem kendi okullarında, hem de birleşerek ilçesinde- ilinde ifade etmesi gerekiyor. İşte böyle buluşmaların sağlanabilmesi de Öğrenci Meclisleri’nin planları, hedefleri içinde olabilmelidir.
Aynı bölgede bulunan iki lisenin birinde tost 1 YTL, diğerinde 3 YTL ise; 3 YTL olan lise kantininde “yapılacak bir iş var” demektir.
Yine oldukça önemli bir nokta: Temsilciler elbette ki, öğrencilerin haklarını savunmada, demokratik lise mücadelesinde her zaman önde olacaklardır, olmaları da gerekir. Ancak bu kesinlikle, temsilcilerin kendi düşüncelerinin-gündemlerinin belirleyici olduğu anlamına gelmemelidir.
Alınan bütün kararlar, öğrencilerin bütününü kapsayabilmeli, kararın alınma sürecine öğrencilerin hemen hepsinin temsilcilikler, komisyonlar aracılığıyla dahil olması sağlanmalıdır. Okulun gündemi, öğrencilerin sorun ve talepleri her zaman önde ve belirleyici olmalıdır.
Ve temsilcilikler yine Komisyonlar kurma hakkına sahiptir: “Öğrenci Hakları Komisyonu”, “Sosyal Etkinlikler Komisyonu”, “Basın Komisyonu”, … vs. Bu komisyonlarda lisesine dair bir şeyler yapmak isteyen her öğrencinin aktif çalışmasının önünü açmak ve okulun hangi alanda eksiği varsa ona dair bir çalışma yürütmek mümkün olacaktır.
Hedefimiz, liselilerin haklarını savunabilecekleri, liselerini demokratikleştirebilecekleri, bütün ülkedeki liselilerin sesi soluğu olan bir “birliği” oluşturabilmek. Bu kolay, hemen olabilecek bir iş değil; ancak bizim için zor bir iş de değil.
Planlı, iletişim halinde ve elbette heyecanlı ve kararlı bir çalışmayla bunu başarabiliriz. Unutmamamız gerekiyor: Attığımız her adım bizi bu hedefe daha fazla yaklaştırıyor.
Ve yine unutmamız gerekiyor ki, büyük adımlar atıyoruz ve atacağız...

09 Kasım 2008 Pazar

Karşıyaka Gençlik Platformu: "Emperyalizme karşı Deniz olunmalı!"


Geçtiğimiz hafta Eğitim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN) Karşıyaka Şubesinde yapılan bir toplantı ile kurulan Karşıyaka Gençlik Platformu bugün Teras Cafe'de "Tam bağımsız, demokratik Türkiye için buluşuyoruz" etkinliği düzenledi.

Platformun çağrısı ile bir araya gelen Karşıyakalı gençler; 40.yılında 68'i andılar. Belgesel gösteriminin ardından yapılan konuşmalar ve okunan şiirler ile duygusal anlar yaşandı. Tartışma forumunda "sağ-sol, Kürt-Türk diye bölünmeden, tam bağımsızlık ve halkların kardeşliği temelinde yükselen bir demokratik Türkiye için" bir araya gelmek gerektiği üzerinde duruldu.

Karşıyaka Gençlik Platformu bundan sonra her Cuma saat 17 ile 20 arası Teras Cafe'de bir araya gelecek. Platform, Çiğli-Karşıyaka-Bayraklı ve çevresindeki bölgelerde oturan, çalışan ve okuyan her gence açık. Gençlik Platformu ile ilgili her karar, geniş katılımlı toplantılarda gençler tarafından alınıyor. Karşıyaka Gençlik Platformu toplantılarına Eğitim-Sen'li öğretmenler de katılabilmekte. Gençlik Platformunun geleceğe dair planları arasında bir Bilişim Grubu oluşturulması, web-sitesi açılması, fotokopi ile çoğaltılacak ve elden dağıtılacak bir dergi çıkartılması, bu tarz etkinliklerin çoğaltılması gibi şeyler bulunmakta.




Karşıyaka Gençlik Platformu her Cuma, saat 17.00'da TERAS Cafe'de buluşuyor. Teras Cafe; Karşıyaka Çarşı'da, Tiyatro Sokağı'nın sonunda sol tarafta 'Börekçi'nin üstünde.

21 Ekim 2008 Salı

"Sorunlarımız ortak, Çözümleri de ortaklaştıralım"


ÖĞRENCİ TEMSİLCİLERİ, TEMSİLCİ ADAYLARI VE LİSE ÖĞRENCİLERİ BİR ARAYA GELİYOR!

Sorunlarımızdan bahsetmek çoğu zaman sıkıcı bir iştir biz lise öğrencileri için. Hayatımızı zehreden, hayatımızın her alanına giren ÖSS belasından bahsetmek, müdür yardımcısının her sabah tekrarladığı saçmalıkları sineye çekmek zorunda olmak, o kravatı neden taktığımızı asla anlayamayacak olmamız ve o derslerdeki konuların ne işe yarayacağı yönünde kafamızdan geçirdiğimiz yüzlerce soru, bunlar zaten yeteri kadar gün içerisinde sinirlerimizi bozmaktadır. Üstüne bir de kalkıp bunlardan bahsetmek, bunlar üzerine konuşmak bazen hiç çekilmez olabilir. Peki, size aslında sorunlarımızdan, bu konulardan bahsetmenin hiç de sıkıcı olmadığını, zevkli bile olabileceğini söylesek? Tamam, o kadar da uzun boylu değil, fakat yine de bu konuların sıkıntı vermesinin asıl sebebi çözümsüzlüğümüzdür diyebiliriz. “Tamam, ÖSS’ye karşı olalım da yerine ne koyacaz? Karşı olmak yetmez nasıl kaldırcaz, bizi dinlemezler ki?!”. Evet evet işte sıkıcı olan kısım tam da bu!


ÇÖZÜM PEŞİNDE KOŞMAK…

Bu yazıyı okuyan lise öğrencileri açısından sorunlarımızın neler olduğu açık. Gençlik dergimizde bugüne kadar pek çok kez bunlardan bahsettik zaten. Geçmişte dikkat çekmeye çalıştığımız asıl nokta “sorunlarımızın ortak” olduğu ve bizi bölmelerine izin vermememiz gerektiğiydi. Peki, “sorunlarımız ortaktı” ama çözümlerimiz nerelerdeydi?!

Çözümün birinci ayağı basit; “bir araya gelmek.”, birleşmek yani. Bir araya gelmek içinde en etkili ve kolay olan yolu seçtik; Öğrenci Meclisleri, temsilcilikleri ve kulüpler üzerinden öğrenci birlikleri oluşturulması. Daha önce de belirttiğimiz gibi, Öğrenci Meclisleri, liselerimizdeki doğal örgütlerdir ve okulun bütün öğrencilerini kapsayabilecek olanaklara sahiptir. “Parasız-Bilimsel-Demokratik Lise ve Üniversite” mücadelemizde, tabanlardan yaratmamız gereken birliğin en önemli dayanağı olacaktır bu Öğrenci Meclisleri, kol ve kulüpler üzerinden yürüteceğimiz çalışmalar.

İzmirli lise ve ilköğretim öğrencileri olarak, yaz tatilinde pek çok kez bir araya geldik, okulların açılmasıyla birliktede toplantılarımızı, tartışmalarımızı hızlandırdık ve bir sonuca bağlamaya karar verdik. Madem sorunlarımız ortaktı, öyleyse çözümleri de ortaklaştıracaktık. Burada önemli olan “ortaklık” kısmı aslında.


BİRLİK OLMAK İÇİN BİR ARAYA GELİYORUZ!

Farklılıklarımızın bizi bölmesine izin vermeden bir araya gelebilmemizin en iyi yolunun bir forum* düzenlemek olduğuna karar verdik. İzmir’in bütün ilçelerinden Anadolu liselerinden, meslek liselerinden, düz liselerden, sanat liselerinden ve ortaokullardan öğrenci temsilcisi, Öğrenci Meclisi başkanı, kol ve kulüp başkanı, üyesi ve sadece öğrenci arkadaşlar ile bu forumda buluşacağız. Hep birlikte tartışıp, hep birlikte çözüm yollarımızı belirleyeceğiz. İzmir’e özel lise ve ortaokul öğrencileri için bir funzin çıkartılması, bir web-sitesi oluşturulması, bir platform etrafında birleşerek birlikteliğimizi kalıcılaştırmak ve sorumluluk almak isteyen arkadaşlar arasından demokratik bir seçim ile belirleyeceğimiz bir liseli çalışma grubu oluşturulması gibi planlarımız mevcut, foruma dair. Yine tek tek okullarımızı ele alıp, deneyimlerimizi paylaşacağız. Bornova, Konak ve Narlıdere olmak üzere üç ilçe meclisine girmek ve buralarda çalışmalarımızı ilerletmek, Konak Belediye Gençlik Meclisi içinde yer almak gibi planlarımız da var. Forumda bu planları diğer arkadaşlar ile hep beraber tartışacağız, şüphesiz geliştireceğiz de.


BU İŞİ ANCAK BİZ ÇÖZERİZ!

—Sınav odaklı eğitim

—SBS-ÖSS vb. sınavlar

—Gerici, niteliksiz müfredatlar

—Kılık kıyafet ve disiplin yönetmelikleri

—Zorunlu din dersleri

—Öğrenci Meclisleri ve kulüpler önündeki engeller

—Paralı eğitim

—Bölgesel eşitsizlikler ve anadilde eğitim yasağı

—Staj sömürüsü

—Ulaşım

—Ortak sınav sistemi

Ve daha pek çok örnek ile çoğaltabileceğimiz, temel sorunlarımızın çözümlerini tartışmak için bir araya geleceğiz, bu işi ancak biz çözebiliriz!


* forumumuzun yeri ve saati henüz -elimizde olmayan sebeplerden- kesinleşmemiştir.


İZMİR LİSELİ ÇALIŞMA GRUBU


“Sorunlarımız ortak, çözümleri de ortaklaştıralım” Forumu Çağrıcıları:

İZMİR ANADOLU LİSESİ

ÖVGÜ TERZİBAŞIOĞLU ANADOLU LİSESİ

NEVVAR SALİH İŞGÖREN ANADOLU LİSESİ

ATATÜRK LİSESİ

İZMİR KIZ LİSESİ

MEHMET SEYFİ ERALTAY LİSESİ

GÖZTEPE ANADOLU MESLEK LİSESİ

MİTHATPAŞA MESLEK LİSESİ

GÜZELYALI İLKÖĞRETİM OKULU

SELMA YİĞİTALP LİSESİ

SUPHİ KOYUNCUOĞLU ANADOLU LİSESİ

HATİCE GÜZELCAN ANADOLU LİSESİ

CEM BAKİOĞLU ANADOLU LİSESİ

GÜLSEFA KAPANCI LİSESİ

BUCA ANADOLU LİSESİ

BAYRAKLI LİSESİ

KARŞIYAKA ANADOLU LİSESİ

KARŞIYAKA END. MESLEK LİSESİ

ATAKENT ANADOLU LİSESİ

İNÖNÜ LİSESİ

TORBALI ANADOLU LİSESİ

TORBALI MESLEK LİSESİ

GAZİEMİR ANADOLU LİSESİ

GAZİEMİR KİPA LİSESİ

MUSTAFA KEMAL LİSESİ

HAYRETTİN DURAN LİSESİ

GÜRÇEŞME LİSESİ

KONAK İMAMHATİP LİSESİ

BORNOVA ANADOLU LİSESİ

ÖMER SEYFETTİN LİSESİ

‘DEN ÖĞRENCİLER

09 Ekim 2008 Perşembe

Bilim İçin Ölen Kadın: Marie Curie



Deniz Sağlam* , Gözde Soyugür* - cherche_dnz@hotmail.com

Dünyanın en zeki insanı kabul edilen Albert Einstein yayımladığı bir yazıda onu “her daim toplumun bir hizmetkârı” olarak tanımladı. Nobel Ödülü alan ilk kadın, Nobel Ödülü’nü ikinci kez almaya hak kazanan ilk bilim insanı, hatta çocuğu da Nobel Ödülü almış olan Nobel ödüllü ilk insan Marie Curie 7 Kasım 1867 tarihinde Polonya’nın Varşova kentinde doğdu. Eğitmen bir ailenin 5. çocuğuydu. İlk eğitimini anne ve babasından aldı. Çarlık Rusya’sına karşı çıkmasına rağmen liseden mezun olduğu sırada kazandığı altın madalyayı alırken Çarlık Rusya’sının bir parçası olan Polonya’nın en üst düzey öğretim yetkilisinin elini sıkmak zorunda kaldı. Gençlik ve çocukluk yılları Polonya’nın siyasal durumu ve ailevi sorunları nedeniyle zorluklarla geçti. 8 yaşındayken ablasını,10 yaşındayken de annesini kaybetmesi onun tanrıya olan inancını sarstı.

Çarlık sisteminin Polonyalı kadınlara karşı baskıcı tutumuna arkadaşlarının da teşvikiyle karşı koyan Marie, diğer Polonyalı gençler gibi yasadışı bir gece okuluna gitmeye başladı. Rus görevlilerinin tespitini engellemek için dersler sürekli farklı yerlerde yapılıyordu. Gençler kendi aralarında buraya ‘Seyyar Üniversite’ adını koymuşlardı. Marie bu üniversitede fizik ve kimya alanında eğitim alırken bir yandan da ilerici düşünce akımlarıyla tanıştı. Bu üniversitedeki yurtsever gençlerin amacı toplumun eğitim görmüş kesimini genişletip Polonya’nın bağımsızlığını kazanmasını sağlamaktı. Ancak bu üniversitedeki eğitimin gerçek bir üniversitede alacağı eğitimin yerini tutamayacağını anlayarak ablası Bronya ile bir anlaşma yaptı. Bu anlaşmaya göre; ablasının Fransa’da tıp eğitimi alabilmesi için Marie zengin ailelerin çocuklarına özel ders verecek daha sonra Bronya bunun karşılığını verebilecek duruma geldiğinde Marie’nin öğrenimini tamamlamasına destek olacaktı. Böylece Marie 17 yaşında çalışmaya başladı.4 yıl sonra eğitimine yetecek parayı denkleştirdiğinde Sorbourne’e gitti. Paris’e gidiş amacı seyyar üniversitede edindiği ideale ulaşabilmek için Fransız üniversitelerinden yararlanmaktı. Polonyalı bir vatanseverle evlenen Bronya’nın evinde kaldı. Ancak evin üniversiteye uzak olması ve babasının siyasi faaliyetlerden uzak kalmasını istemesi üzerine Marie buradan taşındı. Bu dönemde maddi anlamda sıkıntı çekti. Zaman zaman açlık ve soğuk nedeniyle bitkin düşse de çalışmalarını aksatmıyordu. İki yılda sınıfının birincisi olarak fizik derecesi aldı.1894 yılında ikinci derecesi olan matematiği de bitirdi. Sonraki hedefi öğretmenlik diploması alıp Varşova’ya dönmekti.

1894’te Varşova’ya dönmüştü. Bu sırada Piezoelektriği keşfeden Pierre Curie ile tanıştı. Onunla ortak bilimsel ilgilerinin de katkısıyla birbirlerine bağlanıp Temmuz 1895’te evlendiler.1896’da öğretmenlik diplomasını aldıktan sonra uranyum ve radyoaktivite üzerine araştırmalarını yaparken kızı İrene dünyaya geldi. Bu sebeple araştırmalarına bir süre ara verdi. 1898 yılında çalışmalarına yeniden başladı. Eşi Pierre, Marie’nin yeni keşfi olan toryum üzerindeki çalışmaları sırasında ona yardım etmeye başladı. Bu çalışma sırasında polonyum ve radyumu buldular. Marie, 1903 yılında doktorasını vererek Fransa’da doktora ünvanı alan ilk kadın oldu. Aynı yıl eşi ve Henri Becquerel ile Nobel Fizik Ödülü’nü paylaştı ve tarihte Nobel alan ilk kadın oldu.

1904 yılında eşinin ve kendisinin öğretmenlik yapmaya başladığı sırada Eve doğdu. O sırada Marie ve eşi radyasyondan kaynaklanan pek çok rahatsızlık geçirmeye başladılar. Radyumun sağlam dokuya zarar verip hasta dokuları tedavi ettiğini fark ettiler.1906 yılında kocasının ölümü üzerine iki çocuğuyla dul kalan Marie, bu durumdan yılmayarak kocasının öğretmenlik görevini sürdürdü ve ilk kadın profesör oldu.

1911 yılında radyum ve polonyum üzerindeki araştırmalarından ötürü Nobel Kimya Ödülü aldı ve böylece iki kez Nobel Ödülü kazanan ilk bilim insanı oldu.

Bu başarılarına rağmen sadece kadın olması nedeniyle Fransız Bilim Akademisi’ne giremedi. Hatta bu sırada kendisi gibi bir bilim adamı olan Paul Langevin ile aralarında aşk dedikoduları bile çıkarıldı. Tüm bunlara rağmen çalışmalarını sürdüren Maria Curie 1911’de Stockholm’e gidip ikinci Nobel Ödülü’nü aldı. Burada yaptığı konuşmada eşinin de çalışmalarına olan katkısını sıkça tekrarlayarak bu dedikoduları kapatmak istedi fakat bunların kesilmemesi üzerine Fransa’ya geri döndüğünde depresyona girdi.

1914 yılında Paris Üniversitesi’nde açılan Radyum Enstitütüsü’ne ilk müdür olarak atandı ve 1. Dünya Savaşı boyunca kızıyla birlikte birçok kişiyi X ışınları konusunda bilgilendirdi. Fakat bu sırada kendisi de çok miktarda radyasyona maruz kaldı ve bu durum kendisinin ölümüne sebep olarak gösterildi. 1934’ün temmuz ayında tamamen çökmüş ve hemen hemen kör olmuş bir durumda, parmakları yanmış ve elleri üzerinde sevgili radyumu tarafında kabarcıklar oluşturulmuş bir halde lösemiden öldü.

Hayatı boyunca bilim için çalışan, insanlığın yararından başka bir şey düşünmeyen hatta bu yolda sağlığını ve hayatını kaybeden Marie Curie için bu sebeple “bilim için ölen kadın” denmektedir.

*Bornova Hatice Güzelcan Anadolu Lisesi

Kaynak:
Marie Cruie - Naomi Pasachoff/ Tubitak Yayınları
http://tr.wikipedia.org/wiki/Marie_Curie

23 Eylül 2008 Salı

Güzelyalı Emek Gençliği ilk birim toplantısını gerçekleştirdi


Emek Gençliği İzmir Liselileri olarak iki yıldır Güzelyalı-Hatay bölgesinde çalışma sürdürüyorduk. Nevvar Salih İşgören Anadolu Lisesi, Selmayiğitalp Lisesi, Övgü Terzibaşıoğlu Anadolu Lisesi ve İnönü Lisesi'nin bulunduğu bölgemizde girmediğimiz okul, tanışmadığımız genç kalmadı neredeyse. Birim örgütümüzü oluşturma kararı almıştık ve bunun ilk adımı olarak bir toplantı örgütledik. Bölgemizdeki dört lisenin dördünden de ikişerli, üçerli temsilcilerin bir araya gelerek oluşturduğu birimimiz 8 kişi ile ilk toplantısını aldı. Tek tek liselerimizin durumunu tartıştık, Genç-Hayat dergisinin planlamasını yaptık, partimizin kongre platformunu ele aldık, makarna yaptık, bulaşık yıkadık ve uzun ama eğlenceli sayılabilecek bir toplantı gerçekleştirdik. Bu yılki durumumuzun geçen yıla oranla çok iyi olduğunu, Güzelyalı'da pek çok Emek Genci bulunduğunu belirttik. Yine de örgütsüz gençler çoğunlukta, öyleyse biz bütün Güzelyalı gençliğine nasıl ulaşabiliriz? GÜZELYALI GENÇLİK BİRLİĞİ'nin kurulması kararı aldık. Emek Genci olmayan fakat sorunları için çözüm üretmek isteyen, geleceğini tartışan her genci kapsayacak bir gençlik birliğinin adımlarını atmayı, bu işe öncülük etmeyi kararlaştırdık. Kısa bir süre sonra Güzelyalı Gençlik Birliği'ni geniş katılımlı bir forum düzenliyerek kurmayı planlıyoruz. Tıpkı 68 kuşağı gibi, demokratik bir şekilde, kimsenin kimseye emir vermediği bir forum sonucu, katılımcı olan her gencin görüşleri doğrultusunda şekillenecek, sağcı-solcu diye ayırmayacak bir gençlik birliği olması için çalışma yürüteceğiz. Bu konuda İZLÖB ve Genç-Hayat üzerinden tartışmalar yürüteceğiz... Önümüzdeki iş; güzelyalı sahilinde ya da Güzelyalı Kültür Merkezi'nde bir forum düzenlemek.

Günlük Evrensel Gazetesi