Bu iki yaklaşım da marazalıdır. Sorun halkın önüne böyle gelince sağlıklı ve gerçek anlamda bir çözüm üretilmesi de mümkün değil.
Sorunun yaratıcıları şimdi siyasi güç elde etmek, halkın beklentilerini istismar etmek ve yerel seçimlere yatırım yapmak üzere meseleyi ele alıyorlar. Öncelikle başörtüsü ya da genel olarak kılık-kıyafetin sorun haline gelmesinde geçmiş tüm hükümetler sorumludur. Kılık-kıyafetin başta eğitim olmak üzere, kişinin kamusal haklarını kullanmasında engel haline getirilmesinde bugünün iktidarı ve muhalefet güçleri başta olmak üzere devletin marazalı laiklik anlayışı sorumludur.
Devlet bir yandan kendini laik olarak ilan edip, diğer yandan din ve inanç işlerine imam hatip liseleri, zorunlu din dersleri, diyanet işleri başkanlığı, mezheplere yaklaşımdaki ayırımcılık örneklerinde olduğu gibi, bu alanlara müdahale edip içinde olunca, bu gün yaşanılanların olması kaçınılmaz hale gelmektedir. Devletin bu anlayış ve düzenlemeleri, sadece kişilerin özgürlüklerine müdahale teşkil etmemiş aynı zamanda toplumda bölünme ve kutuplaşmalar oluşmasına da yol açarak daha vahim bir boyut kazanmıştır.
Aslında cumhuriyet ve türban tartışmaları burjuva egemenlerin öngörmedikleri bir gelişme değil, ancak gerici ve baskıcı iktidarlarının beslenme kaynağı olduğu için bilinçli bir tercihleri olageldi.
Böyle olduğu içindir ki okullarda türban serbestisi sağlamak sorunu çözmeyecek, laiklik adına kamusal alan ve hizmetlerdeki ayırımcı yaklaşımlar hiç de halkın çıkarına olmayan toplumsal bölünmüşlüğü arttırarak geleceğe taşıyacaktır.
AKP de, onun karşısında yer alan sözde laik olduğunu iddia edenler de bu sorun karşısında masum ve suçsuz değildir. Onlar halkın inanç, gelenek ve beklentilerinin istismarını bir siyaset tarzı olarak benimsemişlerdir. Gelinen yerde, Anayasada yapılacak bir düzenlemenin laiklikle bağdaşmayan bir devlet yapılanması anlamına geleceği için sorunun gelecekte yeniden tartışılmasına ve kaosa yol açması kaçınılmazdır.
Meseleyi bir sorun ve özgürlükler engeli haline getirenler, inançlar üzerinde tepinenler böyle davranarak çözüm üretemezler. Yapılması gereken devletin bu alana dair her türlü müdahalesini ve bu yönlü kurumlarını ortadan kaldırmak, sorunu bir rejim meselesi olarak göstermekten vazgeçmektir.
Halkımız türban tartışmalarıyla kutuplaştırmaya pirim vermemelidir. Türbanla gözlerinin ya da beyinlerinin örtülmesine, gerçekliklerin gizlenmesine izin vermemelidir. Halk düşmanı politikacılara bel bağlamakla değil her inançtan, her eğilimden emekçinin el ele vererek kendi özgür geleceğini kazanmak üzere birleşmesi gerçek bir laik ve özgür ve demokratik toplumun yolunu açacaktır.
LEVENT TÜZEL
[Emek Partisi Genel Başkanı]
_____________________________________
Ufuk Uras: 'İnançla ilgili bir sorun Anayasa değiştirilerek düzeltilemez'"Bu sorunun ortaya çıkışında, siyasallaşmasında ve toplumsal gerilim konusu haline gelmesinde hem çeşitli dönemlerde iktidarda bulunan ANAP'tan, AKP'ye muhafazakar-sağ partilerin hem de 12 Eylül anayasa ve uygulamalarının savunucusu konumuna düşen CHP'nin ve bazı anayasal kurumların büyük rolü bulunmaktadır. Demokrasi ve özgürlükler alanında duyarlılığını kaybetmiş olan bu çevreler, toplumu din ve laiklik adına 'türban açmazı'na sokmuşlardır.
Sonuçta binlerce genç kadın eğitimden alıkonulmuş; milyonlarca insanımız ise yaşam tarzı ve gelecekleri hakkında endişeye sürüklenmiştir.
Başörtüsü, bugün ne yazık ki, inanç ve öğretim alanıyla sınırlı bir mesele değildir. Siyasal güçler tarafından kuşatılmış bir konudur. Üstelik Türkiye'de
büyük bir kesim, bu konuyu rejimin geleceği ve yaşam tarzı ile ilgili algılarla tartışmaktadır. Bu nedenlerle, uzlaşma ve diyalog yöntemi tüketilmeden, karşılıklı güven iklimi yaratılmadan kalıcı çözüm üretilmesi oldukça zor görünmektedir.
Laikliğe duyarlı yurttaş kesimlerinin, alevi yurttaşların, üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin düşünce, öneri, kaygı ve algıları pek dikkate alınmamaktadır. Olası bir toplumsal mutabakatın dar oy hesapları ile yapılacak değişiklikle kaçırılması, tarihe heba edilmiş bir fırsat olarak geçecektir..."
"12 EYLÜL DARBESİNİN ÜRÜNÜ"
"Evet, türban, Türkiye'nin 12 Eylül 1980 darbesinden sonra sert olarak hissetmeye başladığı bir sorundur, önemlidir. Peki alevi yurttaşlarımızın tarihi çok uzun yıllara dayanan sorunları az mı önemlidir? Kürt sorunu canlara mal olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Bu alanda atılacak demokratik, acil adımlar önemsiz midir? Düşünce ve ifade özgürlüğü, hele ünlü 301. maddenin varlığı önemsiz midir? Kamu çalışanlarına grevli, toplu sözleşmeli sendika hakkı önemsiz midir?...
Üniversitelerde bilimle uğraşmak yerine, kılık kıyafetle, saçla sakalla uğraşılması akıl alır gibi değildir. Doğru, üniversitelerde eğitim alacaklara, yani kamu hizmeti alanlara kılık kıyafet dayatılmamalıdır.
Peki diğer kadim sorunlarımıza dair güven sağlayıcı iklimi yaratacak hangi adımlar atılacaktır? AKP-MHP ikilisinin bu konulardaki acil önerileri nelerdir? Ortada tatmin edici hiçbir demokratik öneri yoktur.
Şu çok açık ki, demokrasi ve özgürlüklerin bir bütün olarak ele alınmaması, kaygıları arttırmaktadır. AKP-MHP teklifinin içeriğine dair inanç, siyaset ve hukuk temelli itirazlar bu nedenlerle yabana atılmamalıdır.
Öte yandan üniversite ortamında eğitim alan reşit insanlara yasa yoluyla "gata fiyongu, çene altı bağlaması" vb. gibi örtünme metotları önerilmesi de laik ve demokratik bir ülkede oldukça tuhaf kaçmaktadır. Baş örtüsünün nasıl bağlanacağına ilişkin bir tanımın yasalara girmesi, Türkiye'nin yaşamakta olduğu son derece sağlıksız koşulları göstermektedir.
İnançla ilgili konuları Anayasa çerçevesinde çözme çabası modern bir anlayışın ürünü değildir. Bu yolla sağlanan bir özgürlük sorunlu olacaktır. Türkiye, inanç alanıyla ilgili bir sorunu çözmek için anayasa değiştirmiş, yasa çıkarmış bir ülke olma özelliği kazanacaktır.
Özgürlükçü bir laiklik anlayışını benimsemek yerine, laikliğin içini boşaltarak dogmalaştıran anlayışın bu sorunla ilgili payının yüksek olduğu aşikardır.
Türkiye korku yayarak siyaset yapma anlayışından bir an evvel uzaklaşmalıdır. Sorunlarımızı demokratik bir tarzda tartışmayı, dayatma değil uzlaşma ve demokrasi içinde çözmeyi öğrenmek herkes için faydalı olacaktır..."
Ufuk Uras
[İstanbul Milletvekili, ÖDP genel başkanı]










ŞİRİNLERE İLGİ YOĞUN
