Emek Gençliği İzmir Liselileri olarak iki yıldır Güzelyalı-Hatay bölgesinde çalışma sürdürüyorduk. Nevvar Salih İşgören Anadolu Lisesi, Selmayiğitalp Lisesi, Övgü Terzibaşıoğlu Anadolu Lisesi ve İnönü Lisesi'nin bulunduğu bölgemizde girmediğimiz okul, tanışmadığımız genç kalmadı neredeyse. Birim örgütümüzü oluşturma kararı almıştık ve bunun ilk adımı olarak bir toplantı örgütledik. Bölgemizdeki dört lisenin dördünden de ikişerli, üçerli temsilcilerin bir araya gelerek oluşturduğu birimimiz 8 kişi ile ilk toplantısını aldı. Tek tek liselerimizin durumunu tartıştık, Genç-Hayat dergisinin planlamasını yaptık, partimizin kongre platformunu ele aldık, makarna yaptık, bulaşık yıkadık ve uzun ama eğlenceli sayılabilecek bir toplantı gerçekleştirdik.
23 Eylül 2008 Salı
Güzelyalı Emek Gençliği ilk birim toplantısını gerçekleştirdi
Emek Gençliği İzmir Liselileri olarak iki yıldır Güzelyalı-Hatay bölgesinde çalışma sürdürüyorduk. Nevvar Salih İşgören Anadolu Lisesi, Selmayiğitalp Lisesi, Övgü Terzibaşıoğlu Anadolu Lisesi ve İnönü Lisesi'nin bulunduğu bölgemizde girmediğimiz okul, tanışmadığımız genç kalmadı neredeyse. Birim örgütümüzü oluşturma kararı almıştık ve bunun ilk adımı olarak bir toplantı örgütledik. Bölgemizdeki dört lisenin dördünden de ikişerli, üçerli temsilcilerin bir araya gelerek oluşturduğu birimimiz 8 kişi ile ilk toplantısını aldı. Tek tek liselerimizin durumunu tartıştık, Genç-Hayat dergisinin planlamasını yaptık, partimizin kongre platformunu ele aldık, makarna yaptık, bulaşık yıkadık ve uzun ama eğlenceli sayılabilecek bir toplantı gerçekleştirdik.
18 Eylül 2008 Perşembe
Çorum'dan güzel bir örnek
Konu:
Köşe Yazıları,
yorum
yazar:
RhoniN
Liseler ve Öğrenci Meclisleri(ÖTK’lar)

Hepimizin bildiği gibi biz lise öğrencilerinin okul yönetimine katılabilmeleri için oluşturulmuş Öğrenci Meclisleri -eski adıyla (Öğrenci Temsilcileri Konseyleri-ÖTK)- bulunmakta. Çoğu liselinin gündeminde olmasa ve pek çok okulda işlevselliğini yitirmiş olsa da Öğrenci Meclisleri, bizler açısından büyük bir önem taşıyor. Sorunlarımızı çözebileceğimiz bir araç olarak bizleri bekliyor. Ben de Çorum ilinde 2007-2008 eğitim ve öğretim yılında merkez ilçe temsilciliği yapmış olan, yani bu işin içinden biri olarak ÖM seçimleri yaklaşmadan sizlerle deneyimlerimi ve kazanımlarımı paylaşmak istedim. Öncelik olarak şuna değinmeliyim ki, hedefimiz elbette öncelikle okul, daha sonra ilçe ve il olmalıdır fakat en ufak bir sınıf temsilciliği bile bize, amaçladığımız öğrenci birliğine çok şey katacaktır. Peki neden? Çünkü meclis başkanına yön veren ve talep listesi çıkarıp bunları gündem maddesi yapanlar sınıf temsilcileridir. Dolayısıyla okul başkanı olabilmenin yolu sınıf temsilciliğinden geçiyor. Her bir sınıf temsilcisi ile yakın ilişki kurmak, bunları çalışma içinde birleştirmek önemli. Hatta gerektiğinde tüm yetkilerimizi birlikte çalıştığımız grubumuza devredip başka çalışmalar yürüteceğiz. Çalışmalarımızı yaparken kendimizden emin olduğumuzu vurgulamak önemli. Kaç kişi olursak olalım, kararlı olduğumuzu öğrencilere hissettirmeli ve ortak öğrenci sorunlarına değinmeliyiz. Okulda yeni olmamız, çevremizin olmaması da önemli değil... Okulda seçim süresince sınıf temsilcileriyle birebir sohbet etmek ve sorunlarımızın ortak olduğunu, çözümlerinin de ancak ortaklaşırsak bulunabileceğini anlatmak, her bir arkadaşımızı çalışmanın öznesi olarak işe katmak gerekiyor. Okulumuzdaki öğretmenleri ve velileri de çalışma içine katabiliriz, katmalıyız. Elimizdeki imkânları iyi değerlendirmeliyiz. Ben okulumda bu çalışmalar sayesinde seçimleri kazandım ve verimli çalışmalar yürüttüm.
Değinmek istediğim bazı özel noktalar var ki, bunların başında temsilcilerin yetkileri geliyor: Bizler ÖM’lere girmek ve bu yolla bir şeyler başarmak istiyoruz. Bu sebeple yetkilerimizi ve bizlere verilen tüzüğü iyi bilmeliyiz. Bu yetkiler içerisinden önemli gördüğüm ve bana çok faydası dokunanlardan bahsetmek istiyorum:
-Bir öğrenci meclis başkanı istediği takdirde (okul, il veya ilçe bazında) toplantı düzenleyebilir. Bunu, sınıf temsilcisi sayılarının yarısının imzası ile de yapabilir.
-Başkan, görevini yapmayan ve üst üste iki toplantıda bulunmayan temsilciye disiplin cezası verebilir. Ayrıca bir başkan kabul etmediği taktirde müdür dahil hiçbir misafir meclise giremez. Bu, meclisin bağımsız bir şekilde öğrenciler tarafından yürütülebilmesini sağlıyor.
-Başkan oy çoğunlunu sağladığı takdirde istediği komisyonu kurabilir (öğrenci hakları, sosyal etkinlik, bilgi-iletişim vs…). Bu, başkanın yükünü rahatlatacak ve meclisteki öğrencilere sorumluluk yükleyip onları meclise bağlayacaktır.

-Başkan isteğe bağlı olarak okula giren ve çıkan bütün paraların dokümanını bir dosya halinde isteyebilir (bence istemelidir de).
-Başkan veya başkanın seçtiği bir temsilci, öğretmen kurulu toplantılarına katılıp sunum yapabilir. Böylece öğrenci temsilcileri kurulunun (meclisin) istek ve taleplerini ve hatta kararlarını öğretmenler de bilmiş olur.
-Okulda verilecek bir disiplin cezası öğrenci başkanının imzası olmadığı taktirde yürütmeye alınamaz. Ceza alacak kişinin temsilcisi olarak başkana danışılmalı imzası alınmalıdır.
Diyelim ki okulumuzda ÖM seçimi yapılmıyor. Böyle bir durumda okulla konuşulduktan sonra eğer çözüme varılamadıysa, öğrencilerin, okulu il milli eğitim şubesine bildirmeye hakkı vardır. Böyle bir durumda okul ilçe seçimlerine en geç 2 gün kala temsilci seçimini demokratik olarak yapmak ve bildirmek durumundadır. Eğer biz de okullarımızda böyle bir durumla karşı karşıyaysak vakit kaybetmemeliyiz, çünkü eğer seçilirsek okulumuz için büyük adımlar atabiliriz. Örneğin sorunlarımızın başında katkı paraları geliyor. Bunun yasal olmadığı herkesçe biliniyor artık. Önceleri, parayı verirken zorlanacak ailelerden, sonra da (özel olan birkaç sınıf dışında) diğer sınıflardan toplanan parayı durdurabildik. Sene sonunda müdürümüz artık bıktığını ve önümüzdeki öğrenim yılında katkı payı adı altında para toplanmayacağını belirten bir konuşma yaptı. Bizler, ayrım gözetmeksizin birlik olunca, sorunlar karşısında kenetlenince, sonuç alınabildiğine tanık olduk.
Okul Okul Oy Topladım!
Kendi okulumuzda seçilmek önemlidir fakat daha önemlisi ilçe ve ildir. İlçe ve ilde daha çok öğrenciyi temsil eden ve oldukça kalabalık bir meclis vardır. Bu meclislerin işlevsel hale getirilmesi oldukça önemlidir. Ben merkez ilçede seçilmeyi başarmıştım. Fakat derslerimi aksatmadan, zamandan biraz fedakârlık etmem gerekiyordu. Neticeye bakılırsa hiçbir zaman 1 aylık fedakârlığım için üzülmedim. İlçemde ilkokullar dâhil 179 okul vardı. Kendi okulumuzda kurduğumuz ekiple dağılarak okul okul dolaştık. Başlarda umutlu değildik belki ama gezdikçe anladık ki birebir görüşmenin yerini hiç bir şey tutmuyor. Tıpkı okuldaki işleyiş gibi, irtibatı koparmadan okul temsilcileriyle sürekli görüştük ve aynı şekilde okullarımızın farklı fakat sorunlarımızın ortak olduğunu tartıştık. Eğer seçimi kazanamasaydık da o süreçten çok şey kazanmış ve öğrenmiş olurduk. Seçimlerde her gencin başarılı olması mümkün değilse bile -ki bu çalışmalar kazanma olasılığını çok yüksek kılıyor-, seçim sürecini bu şekilde yaşaması ona çok şey kazandıracaktır.Ve Seçimi Kazandım
Okul okul gezip oy toplama çalışmalarımızın sonucunda merkez ilçe temsilcisi olarak meclise girmiştim. Önceden topluluk önünde konuşamazken tamamen dolu salonlarda konuşma yapıyordum. Kendime güvenim katlanınca okul meclisimden yardım fonu sağlayıp para birikmesini sağlamaya ve merkeze yakın olan ilçelerde okul ziyaretleri yapmaya başladık. İl seçimleri yaklaşıyordu artık. Paranın bittiği yerde otostop çekiyor, yine de çevre okullara gidip konuşmalarımızı yapıyorduk. Ayağına kadar gidemediğimiz öğrencilere mektuplar yolladık. Seçim ekibimiz ile sürekli bir araya gelip fikirler ürettik. Sonuçta 3 yıldır bulunduğum okulda 3 yılın bana veremediğini, öğretemediğini bir aylık seçim süreci öğretmişti. İl genel seçimini kazanamadım ama başkan yardımcısı olmuş, yine sesimizi yükseltebilmiştik.
ÖM Önemli Bir Seçenek
ÖM’ler öğrenciler için önemsenmeyecek faktörler değildir. Çünkü hepimizin geleceğe dair beklentileri, ortak talepleri ortak sorunları var ve bunları birlik olarak siyasi görüş, din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın ortak çözümler bularak aşabiliriz. Öğrenci Meclisleri, biz öğrencilerin sorunlarımız etrafında birleşerek çözüm için mücadele edebileceği bir araç olarak duruyor.

Ceylan Samgar* - c.samgar_1917@hotmail.com
*Çorum Merkez İlçe Öğrenci Meclisi Başkanı
Su Damlaları Birikirken
Konu:
Köşe Yazıları,
yorum
yazar:
RhoniN

“Bak işte yaklaşıyor fırtına,
Bak yine yükseliyor dalgalar,
Yıllardan sonra, yollardan sonra;
Şarkılar söylüyor çocuklar.
Yıllardan sonra, yollardan sonra;
Yeniden yan yana onlar!
Ne geçmiş tükendi, ne yarınlar…
Hayat yeniler bizleri!”
Bizler düzlükteyiz. Çok ileride, iki dağın arasında bir baraj var; buradan görüyoruz oraları. Yolumuzun önünde doğallığa sığmayan bir engel bu baraj. Kocaman, korkunç bir görüntüsü var. Tertemiz ve berrak su damlalarının oluşturduğu kütle, oraya yakışmayacak... Su damlaları, can atıyor bir an önce şu barajı aşıp da düzlüğe kavuşmak için. Ama kötü kalpli bir beton ve demir yığını olan o baraj izin vermiyor ardındaki milyonlarca su damlasının akıp düzlüğe ulaşmasına. Fakat eskiyor artık; çatlaklar oluşmaya başladı bile gövdesinde ki zaten temeli de sağlam atılmamış yapılırken; çelişkiler ve haksızlıklar üzerine kurulmuş... Yapmamız gereken, su damlalarının bulunduğumuz düzlüğe ulaşmalarını sağlayacak su yolları açmak ve akmakta olan suları yeni bir havzada biriktirmek; suların düzlükte dağılmasını, toprağa sızıp "yok olması"nı engellemek... Suyun birikeceği yeri zaten uzun süredir biliyoruz. Mesele, suyu o havzaya ulaştırabilmekte...
Sistemin toplumsal muhalefeti sindirmek ve etkisizleştirmek üzere yaratılmış birçok aracı var. Eğitim sistemi, ÖSS’si, uyuşturucusu, ırkçılığı, medyası, aile kurumu, ordusu, polisi ve devleti… Her biri toplumsal muhalefetin önünde duran barajın birer parçası. Kimisi yılışık bir yapıya sahip; giriyor hayatlarımızın ta ortasına kadar. Kimisi katı, sert ve acımasız, iniyor muhaliflerin kafasına bir cop gibi...
Dalgalar var sonra. Dönem dönem rüzgar gibi doğal etkilerle yükselen, barajı aşamayarak kırılan yahut barajı aşıp nereye gideceğini bilemeyerek toprak tarafından emilen, kaybolan dalgalar. Tarihte birkaç kez örneğine rastladığımız, amacına ulaşan akıntılar da yok değil…
68’de bir dalgaya şahit olmuştu tüm dünya mesela. Barajı aşan fakat nereye gideceğini kestiremeden düzlükte toprağa teslim olan bir dalgaydı 68. (Barajda kalıcı hasarlar ve ardından gelecek olan akıntılara açılmış yollar bıraktı elbette.)
2008 yılı da farklı bir yıldı önceki beş altı yıla göre. Kitlesel işçi ve emekçi eylemlerine şahit oldu, gençliğin 6 Mayıs’ta 10 bini aşkın bir sayı ile Karşıyaka Mezarlığı’nı doldurduğuna şahit oldu. Umut verdi, umut verdiği kadar da çok şey öğretti 2008 yılı.
ABD başta olmak üzere uluslararası kapitalistlerin söylemleri, bizlerin önüne çektikleri barajın temelleri sarsılıyor artık. Dünya çapında bir ekonomik kriz giderek yaklaşıyor. Ortadoğu’da, Kafkaslar’da, Balkanlar’da ve dünyanın çeşitli bölgelerinde savaşlar kızışıyor, masum halklar zarar görüyor. Ve yine bu mavi kürenin üzerinde, 2000’li yıllarda, insanlar bir avuç pirinç için sokaklara dökülüyor. Tüm bu etkenler rüzgarı yaratıyor, rüzgar dalgaları yaratmaya başlıyor. Sistemin geldiği noktaya ve gitmekte olduğu güzergâha bakacak olursak kolayca görebileceğimiz bir gerçek var:
Baraj yıkılıyor, dalgalar halinde su kütleleri bir anda düzlüğe doğru şiddetli bir akışa geçecek.
2008 yılı bunun belirtileri ile doluydu. Çatlaklardan sızanların düzlükte gidecek bir yol aradıklarına şahit olduk.
Genciz biz, hayallerimiz ve iyimserliğimiz ile en dinamik kesimiyiz şu içinde bulunduğumuz toplumun. 15 ile 19 arasında değişen yaşlarımız ile ya lise ya da dershane öğrencileriyiz. Toplumun dinamik kesimi olan gençliğin de en diri kesimiyiz yani. Haksızlığa karşı en önde duran, doğruya ve yeniye en hızlı ulaşan ve hakları için en kolay birleşebilecek kesimiz yani…
Lise ve dershane öğrencilerinin ihtiyacı olan örgütlenmeyi şu şekilde özetleyebiliriz: Sistemin dayattığı ayrışmaları aşan, sonuç alıcı ve yerellerde-okullarda kalıcılaşan bir örgütlenme.
Kanallar açmalıyız, kanallar! Su yollarına ihtiyacımız var, varmak istediğimiz yere bizleri en sağlam ve en kısa yerden götürecek. Ardımızda bekleyen dalgalar var, şimdiden kazmalıyız bu su yollarını düzlüğe.
Sistemin dayattığı, ‘Kürt-Türk’,’sağcı-solcu’,’türbanlı-laik’,’ulusalcı-dinci’ tarzı ayrışmaları aşmanın yolu, ‘ortak talepler etrafında birleşmekten’ geçiyor.
Okullarda-yerellerde kalıcılaşan bir örgütlenmenin yoluysa Öğrenci Meclisleri (eski adıyla ÖTK’lar), kol ve kulüpler gibi var olan doğal örgütlerin işlevselleştirilmesi ve bir amaç uğrunda birleştirilmesinden geçiyor.
Sonuç alıcılık ise yukarıdaki iki yolun çıkacağı yer gibi görünüyor.
Okullar açılır açılmaz, ilk etapta çevremizdeki gençleri katarak ‘çalışma grupları’ oluşturabiliriz. İlk elden ulaşabildiğimiz en geniş kesimi kapsamalı bu gruplar. Siyasi düşünce ayrımı gözetmeden, okulu için, geleceği için bir şeyler yapmaya gönüllü her genç bunun içinde yer alabilmeli. Bu gruplarının görevi ise okulundaki su yollarını açmak olmalı. Yani Öğrenci Meclisi seçimlerinde çalışma yürütmek, temsilciliklere ve okul başkanlığına adaylar çıkartmak ve bu kanalları işlevsel hale getirmek, kol ve kulüplere girmek, buraların bir araya getirilmesi ile ortak etkinliklerin düzenlenmesi için çalışmalar yürütmek... Bu çalışmalar daha fazla örneklendirilebilir; örneğin okulun dergisinde görev almak ya da kendi imkânlarımız ile bir fanzin çıkartmak. Bu yıl lise ve dershane öğrencileri olarak amaçlarımızı özetleyen slogan; “Sorunlarımız ortak, çözümleri de ortaklaştıralım!” olabilir örneğin...

Öğrenci Meclisleri’nin bir araya getirilmesi, farklı okullardaki aynı işlevi gören kulüplerin bir platformda buluşturulması ve bu yollar ile ilçe ya da il genelinde etkinlikler düzenlenmesi de yine ‘suya yol açacak’ yöntemler arasında. İzmir’de farklı liselerin felsefe kulüplerinin bir araya gelerek oluşturduğu Ege Felsefe Platformu güzel bir örnek. Farklı okullardan onlarca Öğrenci Meclisi başkanı ya da temsilcisinin içinde olduğu, kulüplerin bir araya geldiği ‘ÖSS’ye karşı liseli gençlik platformu’ , ‘Zamlara karşı gençlik platformu’ ya da ‘Savaşa karşı gençlik platformu’ gibi birlikteliğe dair güzel örnekleri arttırabiliriz.
Tek tek inatçı kayaları yolun üzerinden kaldırmak ile başlamalıyız belki de. Okulun bahçesine fidan ekmek, okulda bahar şenlikleri düzenlemek, fotokopi, kayıt ve benzeri isimler altında toplanan küçük paralara karşı çıkmak gibi işlerle başlayalım yolları açmaya... Öğrenci Meclisleri’ne girelim; okulumuzda yoksa ya da işlevsel değilse kurulması ve işlevselleştirilmesi için mücadele yürütelim. Tabandan, tek tek okullardan çıkan bu birlikteliği önce ilçelerde sonra illerde ve en sonunda Türkiye genelinde birleştirebilirsek ancak bir ‘güç’ olabiliriz. Küçük taşları ayıklarken yolumuzdan, sonra kayaları kaldırırken önümüzden en sonunda ÖSS gibi duvarları bile yıkıp geçebiliriz.
Hiç kuşkusuz engeller ile karşılaşacağız ilerlerken... Yine de “Geçse de yolumuz bozkırlardan, Denizler’e çıkar sokaklar”.
17 Eylül 2008 Çarşamba
1 Yılı geride bırakırken... "Sorunlarımız ortak, çözümleri de ortaklaştıralım!" deme vakti!
yazar:
RhoniN
Bir yılı geride bıraktık arkadaşlar!
İZLÖB kurulalı -bir ay sonra- bir yıl olacak. Geçtiğimiz döneme şöyle bir dönüp bakalım, kazanımlarla ve derslerle dolu bir yıl oldu bizler açısından. Geçen yıl neleri tartışıyorduk bu yıl neleri tartışıyoruz...
Hayat kendini ve bizleri yeniliyor. İlerleyen, ileri giden biziz! Karşımızda duranlar, biz gençleri yok sayanlar, "laylaylom gençlik" yaratmak isteyenler; ilerleyen ve gelişenin karşısında duramayacaklarını çok iyi biliyorlar. Biz de elimizdeki araçların ve gücümüzün farkına varmalıyız;
Bir adım ileri! Öğrenci Meclisleri, kol ve kulüpler üzerinden tüm lise öğrencilerinin birliğini yaratmaya..!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)